Sayfalar

25 Mayıs 2014 Pazar

Allah Beni Böyle Yaratmış/ Pucca Günlük 3

Merhabalar,

İlk iki kitap hakkındaki yorumlarımı yazmıştım. Şimdi 3.kitap yorumlarını da sizlerle paylaşacağım. Aslında Pucca hakkımda değişen pek birşey olmadı.Merakımdan devam ettim seriye.



ARKA KAPAK:


Sanal âlemin en bilinen isimlerinden PuCCa, hikâyelerine kaldığı yerden devam ediyor. İlk kitabı "Küçük Aptalın Büyük Dünyası" ile bol bol güldüren, ikinci kitabı "Ve Geri Kalan Her Şey" ile yer yer hüzünlendiren PuCCa, serinin üçüncü kitabı "Allah Beni Böyle Yaratmış"ta "Ayaklarına kadar uzanan simsiyah montu ile Kenan İmirzalıoğlu'nun içerisine bisiklet pompasıyla hava basmışlar gibi duruyordu" diye tanımladığı, şimdiye kadar hiç yazmadığı Ankaralı'yla ilişkisini ve üniversite hayatını anlatıyor... 


"Yediğini, içtiğini, gezdiğini gördüğünü değil, bize başına neler geldiğini söyle" dedirten tek yazar olma özelliğini kimselere kaptırmayan PuCCa, bu kez de ilk paragraftan itibaren onu neden bu kadar sevip merak ettiğimizi bize yeniden kanıtlıyor.


Bu arada, bizden duymuş olmayın ama, yine çok güleceğiz!



Sayfa Sayısı: 341


Baskı Yılı: 2012



Bu kitapta Ankaralıyla olan geçmişinden bahsediyor Pucca.
 Yeni okuyanların çabucak okuyabileceği insanı eee nolmuş? Ayrıldılar mı ? Evlendiler mi? Pucca ne demiş, o ne demiş diye merak ettirip okumama neden olan bir kitap. Bana çok bir şey katmadığını önceden de belirtmiştim.
Gençlerin okumaması tavsiye edilir. Herkesin elinde görsem de..


Sıra geldi 4.kitaba başlayıp hemen bitireceğime eminim ama blog paylaşımı geç olabilir yoğunluktan dolayı..


Keyif çayınızı,kahvenizi alın kitaplarınızı keyifle okuyun..

Okuyanlar var mı ?

Sevgiler..

Dudak Payım, okuyanlar??

Merhabalar,
Çok yoğun bir tempo içindeyim bloga uzun süredir uğrayamıyorum bile farkındasınızdır :( Yaz gelsin neler yazacağım neler :) Çok şeyler birikti :))



O kadar çok kitabım var ki okuma sırasında olan söz vermiştim kendime başka kitap almayacağım diye ama çok merak ettim ve sizlere almadan sorayım dedim.

Tanıtımı o kadar hoş ve anlamlı geldi ki bir an.

İşte şöyle yazmış yazar ; 

Ve sonra sen çıktın karşıma.
''Allahın bana 'bak ne yazdım' deme şekliydin.''


"Hayatımı yaşıyorum" diye sevindiğim zamanlar da oldu, "hayatı mı yaşıyorum?" diye sorgulayıp üzüldüğüm de.. 
Sevebiliyor olmaya seviliyor olmaktan daha çok sevindim. Kimde kendimi bulmak istesem daha çok kayboldum. Gidilecek yerler listesinin başına hep "kendimi" koydum. Ne zaman kendime gelmeye kalksam bir işim çıktı. 
Yeniden başlamak için bitirmekten çekinmedim. Bulabilmek için kaybetmekten korkmadım. Bir çift gözün bana bakışı yüzünden de, bakmayışı yüzünden de uyuyamadığım oldu. Bu yüzden az bağlamadım geceleri sabahlara...



Evet , 
okuyanların kitap hakkında yorumlarını mutlaka bekliyorum. Ona göre koşarak gidip alabilirim :D

Sevgiler...

25 Nisan 2014 Cuma

Eda Taşpınar ile buluşma 26 Nisan’da Watsons’ta !!!

26 Nisan Cumartesi günü Cevahir AVM Watsons mağazasına uğrayanlar, Eda Taşpınar ile tanışıp bronzluğun altın kurallarını kendisinden dinleme ve  Eda Taşpınar’ın bronzlaştırıcı ürünlerini deneme fırsatı yakalayacak!

Yaz yaklaşırken doğru ve kalıcı bronzlaşmanın püf noktalarını öğrenmek, cildinize en uygun bronzlaştırıcı seçimini nasıl yapacağınızı görmek ve Eda Taşpınar’ın cildinizi bronzlaştırırken korumaya yardımcı olan yepyeni bronzlaştırıcı ürünleri ile tanışmak için 26 Nisan Cumartesi Watsons Cevahir mağazasına uğrayın.



Ayrıca Eda Taşpınar’ın Watsons mağazalarında satışa sunulacak, selüliti doğal yollarla yenmenize yardımcı olacak Doğal At Kılı Fırçasını keşfedin.
Vücudunuzu plajlara hazırlamanın ipuçları 26 Nisan Cumartesi saat 13.00’den itibaren Eda Taşpınar’la Watsons’ta!

Watsons’ta her zaman daha fazlası var.

www.facebook.com/watsonsturkiye
www.twitter.com/watsonsturkiye
vine: @watsonsturkiye

  *Basın Bültenidir

6 Nisan 2014 Pazar

Ve Geriye Kalan Herşey /Pucca Günlük 2


Merhabalar,


Kitap hakkındaki Arka kapak bilgilerini yazalım önce;

Türkiye'de blog denince akla ilk onun ismi geldi. Birçok insanın blog açma nedeni olurken, onu okuyan herkesin bazen dert ortağı, bazen de en çok güldüğü arkadaşı oldu. Kendine bestseller yazarların arasında sağlam bir yer edinen Pucca, maceralarına devam ediyor.

İlk kitabı "Küçük Aptalın Büyük Dünyası", "blog" nedir bilen bilmeyen herkesin tatil çantasındaki yerini aldı. Pucca, ünlü - ünsüz, onu okuyan herkesi kendisine hayran bıraktı. Yazdıklarını okuyan onunla birlikte öfkelendi, onunla birlikte ağladı, onun şapşallıklarına karnı ağrıyana kadar güldü.
Okurlar, aylarca hikayenin devamını bekledi, Pucca ise hep bir mutlu sonu... 
Şimdi zamanı geldi, Pucca, merakla beklenen ikinci kitabı
"Pucca Günlük ve Geri Kalan Her Şey" le aramızda!




Sayfa Sayısı: 424



Baskı Yılı: 2012




Dili: Türkçe
Yayınevi: Okuyan Us Yayınları


http://www.dr.com.tr/kitap 'dan 16,49 Tl 'ye satın alabilirsiniz.


Evet, ilk kitaptan hemen sonra başlamıştım ikinciye. Ancak bloga bu sıra vakit ayıramıyorum o yüzden geç oldu bu yorumlar:

İlk kitaptaki görüşlerim aynen devam etmekte. Okuman sebebim kafamı dinlendirmek. Gülmek ve tabi birde merak :) Erik ile başlayan merakımız Çeri ile devam ediyor. Kızın başı beladan dertten kurtulmuyor resmen dedim okudukça..
Eğlenceli bir kitap ama ergenlik çağındaki kızlar okumamalısınız.

ilk kitap hakkındaki yorumlarıma şuradan bakabilirsiniz.

Yakında 3.kitaba başlayacağım. Bakalım yeni kitapta ne olaylar hangi yeni sevgililer ne kurmacalar var :D

Birkaç alıntı :

  • Bir kişiyi gideceğini, canını acıtacağını, seni milyon kez kıracağını bile bile sevmek! Aynen diyette iken pasta yemek gibi... Sonrası vicdan, sonrası kendine acıma, kızma, zamanı geri alsaydım derdi, sonrası pişmanlık... (sf.7)
  • Allah'ın neden popoyu arkamıza yaptığını da anladım! İyi ki arkamdaymış her gün o garip şeye bakmaya nasıl dayanırdı yüreğim? (sf.83)
  • O dünyaya ilk gelen kadın var ya ben onun ta anasını tövbe tövbe, onun tembelliği yüzünden şu dünyanın durumuna bak. "Sen git bize yemek bul, ben mağarayı temizlerim." demiş, sonrası yan gel yat oh mis tabii. Ne ütü derdi, ne bulaşık derdi, ne akşam dinazoru nasıl pişirsem derdi yok kadının. Şimdi öyle mi oysa ki, hem yemek yap, hem temizlik hem de eve para getir. (sf.314)
  • Büyümek nedir diye sorsan sanırım bunu derim, uyumadan önce kurduğun hayallerin sorunlara dönüşmesi... (sf.354)
  • Ama bunu kimseye anlatamıyorum, çünkü güzel hiçbir şey anlatılmıyor. Anlatılsa bile dinlenmiyor. (sf.379)
  • Korktuğun başına geldiği an yapacağın tek şey artık korkmamaktır sanırım. (sf.411)

Sevgiler...


1 Nisan 2014 Salı

Takipçilerime Turuncu Kasa Özel İndirimi

Merhaba kızlar,


Bu kampanyadan yararlanmak için öncelikle takipçim oluyorsunuz.

Siteye kayıt olduktan sonra Avene ürünlerinden yaptığınız alışverişlerde Takipçilerime özel hediye kodum ile %50 indirimden yararlanabiliyorsunuz.


Keyifli alışverişler :)

24 Mart 2014 Pazartesi

Hey Sen!!

Evet evet sen!
Canımın içi, iki gözüm, kelamımın alıcısı, hayalime ortak!
Ya da sen canım blogger arkadaşım!
Çok mu zor iki satır yorum bırakmak?
Ne zaman kendimizden ve birbirimizden bu kadar uzaklaştık?
Ne oldu da bize başlarda sonsuz desteklerken şimdi bir küser olduk?

Bu bir yorum dilenciliği değildir yalnız bunu belirteyim!
Ama bir gerçek var ki bloglar yorumlar sayesinde gelişir, büyür, olgunlaşır!
Hatalı olabilirim, beğenmiyor olabilirsin, sevmiyor da olabilirsin..
      Ama bunu bana yaz ki "hoolleeeyy en bi harika benim" modunda olanlardan sıyrılabileyim..

Evet ben en bi harika yazar değilim! Belki biraz Türkçe'm de kıttır. Ya da sana sıkıcı gelir anlatımım ama bunu bana yaz!
Ürünü anlatıyorum, sana farklı yönleri varsa yaz!
Çok mu beğendin yaz!
Bayılıp bunaldın mı yaz!
Yoksa hepimiz kendimizi tekrar edeceğiz sıklıkla..

Yorumdan kastım "aaayyyiii cııınnııımm" yaz değil elbet.
Bırakalım artık "o beni oraya çağırmadı, bu bana yamuk yaptı" triplerini, bir sıyrılalım bundan..
Burası hepimizin şahsi arka bahçesi, elbette dilediğimizi atar tutarız ama birbirimizden esirgediğimiz 2 satıra ne oldu da gitti bizden?
Hepimiz biliyoruz birbirimizi gizli gizli okuyup burun kıvırdığımızı, gelin yapmayalım bunu, açık olalım, kendimiz olalım!
Ha yazılanlar gerçekten ilgini çekmiyordur anlarım ama düşünceye bu kadar balta vurulan bir ülkede sen benden düşüncelerini ne olur esirgeme ki ben nefes aldığımı bileyim!

Canım okuyucu, yaz kurban olayım yaz! Sen olmazsan ben zaten olamam!
Beni ben yapan sensin, senin yorumların!

Hadi iki gözüm öpüyorum çok, bana yaz...


Bu yazıyı bizlere bildirerek ve linklerimizi vererek kendi bloglarınızda da yayınlayabilirsiniz.
Sevgilerimle..

14 Mart 2014 Cuma

Yılmaz Özdil'den Berkin

Yılmaz Özdil

13 Mart 2014

Berkin..

Dünya güzelimiz Keriman Halis Ece karşılayacak
Feriköy’ün kapısında Berkin’i…
Hoş geldin yavrum diyecek, sarılacak okuldan gelir
gibi, annelik edecek ona.
Ali Sami Yen amcası koşacak nefes nefese, koltuk
altında futbol topuyla, var mısın japon kale maça diyecek, gazozuna.
Erol Günaydın dedesi seslenecek hemencecik
şuradan… O kara kaşlı güzel yüzünü güldürebilmek
için, ayı yogi taklidi yapacak.
*
Unutulmazlar kabristanıdır Feriköy. Berkin de unutulmayacak.
*
Salah Birsel’den şiirler dinleyecek.
Çocuk edebiyatımızın en önemli yazarlarından
Güngör Gençay abisi oturacak yanına, Ay’a
Seyahat’i okuyacak, Balıklar Ovası’nı, Barut Yüklü Yıldızlar’ı okuyacak.
*
Kerime Nadir teyzesi orada.
Kitaplarını verecek ona.
Fatma Aliye halası orada.
Hani şu, Türk edebiyatının ilk kadın romancısı olan, 50 liralık banknotların üstünde fotoğrafı bulunan
Fatma Aliye… Berkin okurken, saçını okşayacak.
*
Para lafını duyunca, sevimli üçkâğıtçı Selçuk
Parsadan damlayacaktır oraya… Ne matrak
hikâyeler var onda, yerlere yatıracak Berkin’i, kahkahalara boğacak, bugünkü siyasi
dolandırıcıların yanında, çırak bile olamam diyecek.
Deprem dede orada, Profesör Ahmet Mete Işıkara,
çoktan kontrol ettirmiştir yatılacak yerin zeminini,
sağlamdır mutlaka… Mihri Belli orada, eski tüfek,
anlatacaktır tek tek Berkin’e, hem devletin demokrasi tarihini, hem milletin makûs talihini.
*
Nahit Fıratlı ablası orada… Ne kadındı be
kardeşim… Ne aşk yaşamıştı Orhan Veli’yle… Şu
dizeleri yazdırmıştı büyük şaire: Hiçbirine
bağlanmadım / ona bağlandığım kadar / sade kadın değil, insan / ne kibarlık budalası / ne malda
mülkte gözü var / hür olsak der / insanları
sevmesini bilir / yaşamayı sevdiği kadar… Off, of,
anlatacaktır Berkin’e, fırtınalı hayatını, insanlığını,
sevdasını.
* Yeşilçam’da yeri doldurulamayan Vahi Öz orada.
Efsane şapşal uşak Cevat Kurtuluş orada. Kadir
Savun, Mualla Sürer, Turgut Özatay, Mine Mutlu,
Reha Yurdakul orada. Aile gibi kucaklayacaklardır,
seyrettireceklerdir Berkin’e, siyah-beyaz filmler
dönemindeki Türkiye’nin, aslında ne kadar rengârenk olduğunu.
*
Tiyatro isterse, sahne hazır… Perde açılır, Zafer
Önen, Ekrem Dümer, Engin İnal, Birsen Kaplangı,
Ünal Gürel, liste çook uzun, iz bırakmış emektarlar
orada. *
Unutulmazlar kabristanıdır Feriköy.
Berkin de unutulmayacak, asla.
*
Sana gelince usta…
* Hatırlanmak bile istenmeyeceksin.
Yatacak yerin yok, bilesin.
Tükürmesinler diye mezar taşına, toma bekleyecek
başında.



Sevgiler...