Sayfalar

11 Haziran 2015 Perşembe

Grinin Elli Tonu -Fifty / E L James

Merhabalar,




Kitabın arka kapağından :

Edebiyat öğrencisi Ana Steele, genç girişimci Christian Grey'le röportaj yapmaya gittiğinde son derece çekici,zeki ve sinir bozucu bir adamla karşılaşır. Ton ve masum Ana,bu adama duyduğu arzu karşısında şaşkına döner ve adamın gizemli doğasına rağmen ona yakınlaşma arzusuyla yanıp tutuşur. Ana'nın güzelliğine,zekasına ve özgür ruhuna direnemeyen Grey de onu istediğini kabul eder ancak şartları vardır..
Grey'in sıra dışı erotik istekleri karşısında şoka uğrayan ama bir yandan da heyecana kapılan Ana tereddüde düşer. Büyük başarısına rağmen -çok uluslu şirketleri,uçsuz bucaksız serveti ve sevgi dolu bir ailesi vardır- Grey şehvete esir olmuş ve hükmetme hırsı olan bir adamdır. Çift,cüretkar ve tutkulu bir fiziksel ilişkiye yelken açarken Ana, Christian'ın karanlık sırlarını ve kendi gizli arzularını keşfeder.

Sayfa sayısı: 576

Yayınevi: Pegasus 

Türü: Romantik*Erotik

Kitap hakkındaki düşüncelerime gelirsek,

Başlar da neymiş bu kitap bir bakayım ben de diyerek aldım kardeşimden kitabı okumak için ,sonra elimden bırakamaz oldum. Yazar öyle akıcı yazmış ki ve eğlenceli kitabı elimden ne evde ne iş yerinde düşürebildim . 5 dakikacık aram olsa kitap direk elimdeydi desem yeridir.. 

Bay Gri ile kıyaslanan çok erkek olmuştur bu kitabı okuduktan sonra.. Kitap bir kadın yazardan olunca okurlarda genelde kadın olunca kitap çok sattı.
Hak eder mi ? Evet bence çokta hak eder. çünkü kitabı okurken merak,heyecan hepsi var.

Grey 15 yaşında Mrs Robinson ile yaşadığı deneyim onu şuan bir Hakim yapar. Ana Grey ile düzgün bir ilişki ister. Grey in ise başlangıçta şartları bellidir..Ya sonra...? Sonrasını okuyun görün diyorum .Ben kitabı tavsiye edenlerdenim.
olumsuz yorumu olan kişilerde çoktu kitap hakkında ama ben bu kitaba 10 üzerinden 8 veririm.

 Kitapta Ana ile Grey in mailleşmelerinin olduğu kısım en sevdiğim ve kahkahalarla güldüğüm sayfalardan oldu.

Ayrıca sinemasına da gittim ama kitabı okuyarak gitmiştim tabi ki çok şey atlanmış filmde.. Ben kitabı bildiğim olayları kafamda canlandırdığım için fena gelmedi film ama kitabı okumasaydım filmi beğenmezdim diye düşünüyorum..


Sevgilerle...


8 Mart 2015 Pazar

8 Mart Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun!

Merhabalar,



Cinsiyetim bu.

Kadın yani.

Neler gördüm neler yaşadım tahmin bile edemezsin.
Ne kadar güçlü çıktım her savaştan , anlatasam herkesten önce kaçarsın. 
Kahkahalarimdan hic utanmiyorum artik, sen yumruğunu sikarken "ERKEK"gibi ben o kahkahalarla savaşıyorum. 
O yüZden sakın bana narin, kırılgan deme.
Her sabah senden önce kalkıp kendimden emin isime gidiyorum.


Otobüse de biniyorum,metroya da , yürüyorum da ve kimsenin bir yerini minciklamiyorum o yüzden bana korunmaya muhtaçta deme.

Hiç kimseye muhtaç olmadım ama bana muhtaç çok erkek gördüm o ayrı. 
Kimse benden sorumlu olacak kadar cesaretli degil, kimseye emanet edilecek kadar zavallı da değilim. Kendime emanetim bunu da sakin unutma. 

Şimdi ben bu kadar güçlü, senden akıllı ve de fena halde "KADIN"ken sen bana bağyan dediğinde kibar falan değil salak oluyorsun.

Ben emekçi bir kadinim.


DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN.

7 Mart 2015 Cumartesi

Yağmur Sonrası / Sarah Jio



Merhabalar,


''Umut tükenmiş gibi görünse de ikinci şans her zaman vardır... Ya yoksa? '' diyor  sevgili yazarımız..


Sizce var mıdır ikinci bir şans?


Sarah Jio'nun okuduğum ilk kitabıydı. İlk kitabıyla beğenimi kazandığını hemen söyleyeyim. Diğer kitaplarını da kısa sürede alıp okuyacağım.





Sayfa Sayısı: 347

Yayınevi: Arkadya Yayınları


Arka kapaktan:


II. Dünya Savaşı'nın tam ortasında yaşanan yasak aşk ve işlenen korkunç bir cinayet...


Umut tükenmiş gibi görünse de ikinci şans her zaman vardır... Ya yoksa?



Anne Calloway ne kadar çabalasa da yetmiş yıldır peşinden gelen anıları bir türlü aklından silemiyordur. Bora Bora Adası'ndan adına gelen gizemli bir mektup ise adeta kapanan yarasını yeniden açar. 



1942 yazında, II. Dünya Savaşı'nın en hararetli zamanında Bora Bora Adası'nda görev almak için orduya hemşire olarak katılan Anne, genç, güzel ve nişanlı bir kadındır. Ancak orada hiç hesap etmediği bir durumla karşılaşır. Aşk… Kalbini tutkuyla dolduran, yakışıklı asker Westry Green'e karşı koyamaz. Kısa sürede aşkları, adadaki amber çiçekleri gibi filizlenirken, sazdan çatısı olan bir bungalovun altında gizli bir dünyayı paylaşırlar. Ta ki bir gece tüyler ürperten bir cinayete şahit olana kadar... Savaş rüzgârıyla ayrı yerlere savrulan çift, bir daha asla bir araya gelemez. Peki Anne, onca sene sonra çıkagelen bu mektubun izinden gidip taşıdığı vicdan azabını sonlandırabilecek midir? 



Ya siz, araya zaman, mekân, kişiler girse de gerçek aşkın peşinden gitmeye cesaret edebilir misiniz? 

Mart Menekşeleri ile gönüllere taht kuran Sarah Jio'dan muhteşem bir başyapıt... Yağmur Sonrası ile tutkunun zaman tanımayan öyküsünü okurken, gözyaşlarınıza hâkim olamayacaksınız. 


"II. Dünya Savaşı'nda Pasifik'in tam ortasında kalan, yürek burkan muhteşem bir aşk hikâyesi."

Kristin Hannah

Kitapta sıkça adını duyduğumuz o güzel şarkıyı da sizlerle paylaşmak istiyorum:

Edith Piaf -La Vie En Rose




Arka kapaktan da anlaşıldığı üzere savaş döneminde başlayan bir aşkı ve sonrasını anlatan bir olay örgüsü.. Kitabın dilinin oldukça akıcı olduğunu düşünüyorum.
Başlayınca elinizden düşüremediğim dolayısıyla bir çırpıda okuduğum kitaplardan biri daha..

Kitap hakkında spoiler duymayı sevmeyen biri olarak spoiler vermeyeceğim kızmayın lütfen :)


Kitap puanım: 10/8



Güzel kitaplarla dolu günler diliyorum..

Yalnız Seni Arıyorum Nahit Hanım'a Mektuplar/ Orhan Pamuk

Merhabalar, 

Orhan Veli'nin 36 yıllık ömrünün en büyük sevdası Nahit Hanım'a olan aşkının mektuplarla anlatımı... En sevdiğim şiirlerden biri olan İstanbul'u

Dinliyorum' u yazdığı mektup..






Sayfa sayısı:160


Arka Kapaktan:

Bir de sevgilim vardır,pek muteber;

İsmini söyleyemem,

Edebiyat tarihçisi bulsun. 


O zamanlar ismini söyleyemediği sevgilisi ''Nahit Hanım''dı Orhan Veli'nin. Hayatta iki varlığı oldu: Şiiri ve sevdası. Şiirleri okurlarının ezberinde.. 


Sevgisine gelince, onu, tek büyük aşkı ''Nahit Hanım'a '' vermişti: Bu kitap onun belgesi. Şiirimizde çığır açmış ustanın nasıl bir gönül ustası olduğunu kanıtlayan mektuplarını okuduğunuzda onu çok daha yakından tanıyacaksınız. ''İstanbul Türküsü'' gibi pek çok şiirini daha iyi anlayacaksınız. 


36 yıllık ömrüne neler sığdırdığını görecek, onu daha çok sevecek ama belki biraz da üzüleceksiniz. Nereden bakılsa, gizli saklı yaşanmış kırık bir aşk hikayesine tanık olacaksınız. 64 yıldır çekmecelerde kalmış mektuplar, ince ince akan bir mağara suyu gibi dingin, dupduru ilk kez gün ışığına çıkıyor. 


Sizin için 

Sizin için insan kardeşlerim, 

Her şey sizin için.

Gece de sizin için, gündüz de;

Gündüz gün ışığı, gece ay ışığı;

Ay ışığında yapraklar;

Yapraklarda merak;

Yapraklarda akıl;

Gün ışığında bin bir yeşil.

Sarılar da sizin için,pembeler de.

Tenin avuca değişi,

Sıcaklığı,

Yumuşaklığı.

Merhabalar sizin için;

Sizin için limanda sallanan direkler.

Günlerin isimleri,

Ayların isimleri;

Kayıkların boyaları sizin için;

Sizin için postacının ayağı,

Testicinin eli;

Alınlardan akan ter,

Cephelerde harcanan kurşun;

Mezarlar,mezar taşları;

Hapishaneler,kelepçeler,idam cezaları;

Sizin için,

Her şey sizin için. 

(Tanıtım Bülteninden) 



Orhan Veli-İstanbul'u Dinliyorum



Kitabı okurken bazı bölümlerde o kadar duygulandım ki.. Çok güzel bir kitap olmuş okumanızı tavsiye ederim..




Kitap puanım: 10/7

Güzel okumalar dilerim..


Bana Kadar Yolun Var / Pia

Merhabalar,

''Birilerinin bizi tamamladığını düşündüğümüz için hep yarım kaldık belki de..'' diyor yazar.

Ne güzel söylemiş aslında,bazen çok anlam yüklememek gerek galiba?


Sayfa Sayısı: 312

Yayın evi: Destek yayınları

Arka Kapak Alıntı:

Düşe kalka öğreniyorum sensizliği, önce anılarından arınacağım,sonra nefesime sinen hayaletinden...Nasılsa temizleniyorum yavaş yavaş, yokluğunda geceme sinen kabuslardan... Çok bir beklentim de yok zaten, tebessüm edebilsem yeter sanki... 

Hem çok güzel mazeretlerim var benim, hayal kırıklıklarımın üstüne serdiğim.. Her şeyi geride bırakma çabam bu kendimi kandırışım.. Sanırım beceremiyorum ben bu işi , yok mu elini uzatıp bu dipsiz kuyudan beni çekip çıkaracak birisi.. 
İçimde bastırdığım koskoca bir çığlık yardım istiyor:
''Beynime kürtaj talep ediyorum,alın şu piçi aklımdan!''


*Pardon bayım,siz bu aşktan gittiniz diye iflas tabelası mı asacaktık yüreğimize?

*Aslında yoktun,olduğunu düşünmek hoşuma gidiyordu sadece..

*An geliyor insanlar kıbleyi şaşırıyor, ben yanlış kişiye aşık olmuşum çok mu !

*Büyük düşün! Kaç kadın şiir edebilir ki seni?


Kitap son zamanlarda instagramda gördüğüm kitaplardan biriydi doğum günümde hediye olarak geldi.. Dizüstü edebiyat serisinin kitapları gibiydi. Bir çırpıda okuyacağınız kendinizden muhakkak bir şeyler bulduğunuz bir kitap.. Aşk ve ilişkiler söz konusu olduğunda hep kendimizden bir parça bulabiliyoruz..

Kitaptan- instagramda paylaştığım- bazı alıntılar:




Kitap puanım: 10/6

Kitap kokusuyla geçen bol kahkahalı günler dilerim..

20 Ocak 2015 Salı

Soğuk Kahve- Ahmet Batman

Merhabalar,



Geçen haftalar da Bana İkimizi Anlat kitabıyla tanımıştım Ahmet Altan'ın yazılarını..

Bana İkimizi Anlatı çok beğendiğimi söylemiştim. O kitaptan sonra Soğuk Kahve'yi açıkçası çok beğendim diyemem.

Kötü demiyorum.. Sadece böyle tek tek bölümlerden oluşan yazılar.. Bilmiyorum bir romanın tadını vermiyor bana.. 

Romanlardan ayrı tutup yorumlar isem okumalısınız derim..

İçinde çok güzel bölümler var beğenipte instagram da birkaçını paylaşmıştım.

Bazıları :







Sayfa Sayısı : 224

Yayınevi: Destek Yayınları

Yazarın genel olarak akıcı bir dili var o yüzden bu kitabı da iki günde bitirdim.
İçinde herkesin kendinden bir parça bulabildiği türden bir kitap olduğu için ne zaman başlayıp ne zaman bitirdiğinizi anlamıyorsunuz.


Okuyanların yorumlarını bekliyorum..

Sevgiler..



13 Ocak 2015 Salı

Bana İkimizi Anlat / Ahmet Batman

Merhabalar,

Uzun süredir yazacak vakit bulamıyordum. Okuduklarım birikti hepsini yazacağım söz :)
Dün bir kitap aldım. Kitabı almamla bitirmem bir oldu. 
Öyle akıcıydı siz anlayın yani..

Okuduğum ilk Ahmet Batman kitabıydı. Yarın da Soğuk Kahve ya da Sabah Uykum ' u almayı planlıyorum. 
Okuyanlarınız tavsiye edenleriniz var ise yorumlarınızı beklediğimi belirteyim ;)



Kitabın arka kapağından;

''Yaşanması mümkünken yaşanmayan her aşk gün gelir bizden bunun hesabını sorar. ''

Adamlık, bir kadını bir ömür sevmekten geçer. Kadınlık da kendini bir ömür sevecek adamın değerini bilmektir. Kimin için yaratıldığını bilmiyorsun elbette ama bu hikayenin başrolü sensin. Aşkı senin, acısı senin. Kimse içinde kopan fırtınaları anlamaz, anlamak zorunda da değil zaten. İnsanlar hep konuşur çünkü hayat senin, tasası onlarındır.

Her şeye rağmen bilmediğim bir hikayenin başrolünü oynuyorum. Sonu nereye gider belli değil, seveceğim kaç şarkı kaldı bilmiyorum. Herkes gibi,her şeyden habersiz yaşıyorum. Ne zaman karşıma çıkarsın, hangi şarkıda ilk dansımızı ederiz hiçbir fikrim yok. Ayrıntılara takılmaya gerek yok belki de...
Hikayeme katıldığın gün sarılır konuşuruz bunları.

Sayfa sayısı: 183

Yayınevi: Destek Yayınları



Gelelim yorumlarıma :

Çok güzel yazılmış bir kitap. 

Rüzgar Demirsoy'un Yağmur'a olan aşkını öyle güzel anlatıyor ki Ahmet Batman..

Günümüzde hikayemize ortak olacak birini bulmak o kadar zor ki.. Aynı Berker gibi erkekler. 

Hayat gerçekten de çok garip yazarın da dediği gibi..
Kimi aldatır, kimi öyle yalancıdır ki kendini zeki görmektedir , yalanları anlaşılmıyor sanır , kiminin amacı zaten çok farklıdır.

Hepimiz (yani kızlar ) bir Rüzgar isteriz. Rüzgar gibi biri ya da bir Mecaz Adam..
 Yağmur başlar da Rüzgar'ın değerini bilemese de..



Kitaptan alıntılar :




SAYFA 36:

Aşk insanın önüne bakmamasıdır, çünkü başka türlü kimseyle çarpışamazsınız.


SAYFA 104 :


-Şimdi nasılsın acaba? Ayrılmak unutturmuyor hiçbir şeyi. Gidişin yoruyor, kalışın daha da çok yoruyor, dinlenemiyorum. Aklım sende, sen ellerde. Git. Hep söyledim,seninle aramızda olsa olsa ''üç harf''' olur. O üç harf önce 'gel' olur, ardından 'aşk' olur, sonra 'sev' olur, gideceğin zaman 'kal' olur, kal dediğimde durmadığında ise 'git' olur. O yüzden sen git. Ben seni yokluğunun özlemiyle seveyim. Sen beni tükettiğinle kal gittiğin yerlerde..



 SAYFA 105:

'' Aklıma ne esti bilmiyorum
ama umutlandım birden.''

-Ne güzel bir cümleydi bu. Nasıl da umutlandım birden. Aklıma ne esti bilmiyorum ama bildiğim şeyler var bu hayatta. Bazen bir cümle hayata döndürür. Seninle dönemediğim hayata kitaplarla dönüyordum. Onlar olmasa kime sarılırdım ki ...

SAYFA 173:

-Bazı insanlar bir kitaptır, bazıları ise bir sayfa...
Ben sana bir cümle olmak istedim,
senden başkasının anlamadığı bir cümle işte..



Güncel kitap okumak isteyen herkese tavsiye ediyorum bu kitabı. 

Herkesin kendine ait bir şeyler bulabildiği bir kitap..

'' Sen den ben den bizden sizden... ''

 Alanlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum

Okuyanların yorumlarını bekliyorum..

Öpüldünüz..